Öldükten Sonra Keşfedilen Ünlü Fotoğrafçı Vivian Maier’in Gizemli Hikayesi

Mar 24, 2017

Dünya tarihine bakacak olursak, birçok büyük sanatçının değerinin yaşarken değil öldükten sonra anlaşıldığını görürüz. Bu sanatçılardan bazıları yaşamları boyunca çırpınsa da hak ettikleri üne kavuşamamış; bazıları ise kendilerindeki cevheri kimseyle paylaşmadığı için ünlü olmamıştır. İşte başarılı fotoğrafçı Vivian Maier’in hikayesi, daha çok ikinci söylediğimiz tanıma uyuyor.

Vivian Maier, 1 Şubat 1926’da, Avusturya ve Fransa kökenli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.

Vivian, ailesini genç yaşında kaybetti ve kendisi de hiçbir zaman aile kurmadı, çocuk sahibi olmadı. Tüm yaşamını yalnız bir kadın olarak sürdürdü. Tek tutkusu, fotoğraf çekmekti. Bu yüzden, sanatını icra edebilmek için, zengin ailelerin çocuklarına dadılık yapıyordu.

Tek tutkusu fotoğraf olan Vivian, yaşamı boyunca on binlerce fotoğraf çekti. Ancak bunları, hiçkimseyle paylaşmadı.

Vivian sosyalist ve feminist bir kadındı. Bakıcılık yaptığı çocukları sadece parklara değil, gerçek hayatın yaşandığı kenar mahallelere de götürüyordu. Çünkü o, Amerikanın refah dönemi sayılabilecek 50’li ve 60’lı yıllarda, zenginlerin fotoğrafları yerine; çalışan çocukların, evsizlerin, yaşlıların ve dilencilerin fotoğraflarını çekmek istiyordu.

O, fotoğraflarının tamamını, Rolleiflex makinesini göbek seviyesinde tutarak, karşısındakini rahatsız etmeden çekiyordu. Bu yüzden, hepsi çok doğaldı.

Vivian fotoğraf çekerken, bunu kesinlikle karşısındakine hissettirmiyordu. Gözlem kabiliyeti gerçekten muhteşemdi. O, sadece kenar mahallelerdeki yaşamları değil; mimariyi, güzel kadınları, güzel giysileri de fotoğraflıyordu.

Vivian, vitrin camı gibi kendi görüntüsünü yansıtan yüzeyleri başarıyla kullanıyor (tıpkı bugünkü selfie çılgınlığı gibi), sanatına kendisini de dahil ediyordu.

O, tüm enerjisini sanatı için kullanıyordu. Sokaktaki insanlar da, kendisi de, onun için sadece sanatı için vardı ve yine sanatına hizmet ediyordu.

O, her zaman gizemli bir insandı; özel hayatı ve ailesiyle ilgili kimseyle bir şey paylaşmıyordu.

Vivian, yaşamıyla ilgili kimseye bir şey anlatmıyor, hatta bazen de kendisini bir ajan olarak tanıtıyordu. Ölümünden sonra, bakıcılık yaptığı evlerdeki ebeveynler, onu garip ve içine kapanık biri olarak anlattılar. Bazı çocuklar, fotoğraf çekme aşkı yüzünden bazen onları unuttuğunu söyledi; bazıları ise Vivian’ı minnetle hatırladı.

Vivian, hayattayken, birkaç kez eserlerini tanıtmak istedi, ancak hassas ruhu reddedilmeyi kaldıramadığı için bir daha enerjisini bunun için harcamadı.

Ancak fotoğraf çekmeyi hayatının sonuna kadar bırakmadı… Vivan asosyal bir insandı. İddia edilene göre, gençlik yıllarında bir kez tacize uğradığı için özellikle erkeklerden uzak duruyordu. Ünlü olmak istedi mi, eşsiz yeteneğinin farkında mıydı bilinmez; ancak bunu birkaç kez denediği fakat anlaşılamadığı, hakkında bilinen pek az şeyden biri.

Onun eşsiz eserleri, 2009 yılında vefat ettikten sonra, eski eşyalarla ilgilenen biri olan John Maloof tarafından tesadüfen keşfedildi.

Fotoğrafları keşfeden Maalof, bu muhteşem sanatçıyı tüm dünyaya duyurdu. Charlie Siskel’le birlikte “Vivian Maier’i Bulmak” isimli bir belgesel çekti. Ve bu sayede, sanatçı hak ettiği değeri, dünya çapında görmeye başladı.

Vivian’ın fotoğrafları o yıldan itibaren pek çok ülkede sergilendi. Ancak bazı sanat çevreleri tarafından kabul görmesi pek kolay olmadı…

Vivian’ın sanatıyla ilgili aldığı bir eğitim yoktu. Ayrıca fotoğraflarını kendisinin basmadığı iddia ediliyordu. Bu yüzden bazı sanat çevrelerince, ismi, klasik fotoğrafçılar arasına girmeye değer görülmedi.

Yararlanılan Kaynak: Bianet, VivianMaier

Facebook Yorum

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Yeni Çıktı!