Mücadele İle Kazanılmış Bir Günü Unutmamak, Unuttuğumuz Anlardan Utanmak İçin…

Mar 07, 2017

8 Mart 1857…

Amerika’nın New York şehrinde bulunan bir tekstil fabrikasında dokuma işçisi olarak çalışan 40 bin işçi, çalışma koşullarının iyileştirmesi isteğiyle greve başladı. Talepleri belliydi: “Daha iyi koşullarda çalışmak, 10 saatlik iş günü, eşit işe, eşit ücret…” Ama polis, hakkını arayan bu işçilere saldırdı; fabrika patronu çözümü onları fabrikaya kilitlemekte buldu. Tüm bunlar olurken, fabrikada şüpheli bir biçimde yangın çıktı. Ve işçilerin fabrikanın önünde bulunan barikatlar yüzünden kaçamaması sonucu 120 (bazı kaynaklara göre 129) kadın işçi acı bir şekilde can verdi… Hakkını ararken canından olan bu kadın işçilerin cenaze törenine, 10 binden fazla insan katıldı.

28 Şubat 1909…

Yıl 1908 olduğunda, yine New York’ta, sayıları 15 bini aşan kadın işçi, daha sağlıklı çalışma koşulları ve oy hakkı için yürüyüş yaptılar. Bu dayanışmaya destek veren Sosyalist Parti, 28 Şubat 1909’da, 28 Şubat’ı “Ulusal Kadınlar Günü” ilan etti.

1910…

8 Mart’taki kayıplardan tam 53 yıl sonra, 6-27 Ağustos tarihleri arasında Danimarka- Kopengah’da gerçekleştirilen Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda, Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden biri olan Clara Zetkin tarafından sunulan; 57’deki yangında hayatını kaybeden kadınlar anısına bugünün “Internationaler Frauentag”; yani “Kadınlar Günü” olarak anılması önerisi, oy çokluğuyla kabul edildi.

Sonrasında da, ilk kez 19 Mart 1911 tarihinde; Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de yüz binlerce kadının katılımıyla anıldı.

25 Mart 1911…

25 Mart 1911’de Triangle fabrikasında korkunç bir yangın çıktı. 16-23 yaş aralığındaki 123 göçmen kadın ve 23 erkek kilitli kapılar ardında bir kez daha can verdi. Kapılar kilitliydi; çünkü işçilerin hırsızlık yapmalarından korkuluyordu…

1921…

Başlarda Dünya Kadınlar Günü ilkbaharda kutlanıyordu, çünkü bunun için belirlenen bir gün yoktu. Önce, 1921’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda, bu anlamlı günün adı, “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak değiştirildi. Sonra da tarih, 8 Mart olarak belirlendi.

16 Aralık 1977…

Savaş yılları arasında birçok ülkede 8 Mart anmaları yasaktı. 1960’lı yılların sonuna doğru, Amerika’da gerçekleştirilen çeşitli anmalarla birlikte, konu diğer ülkelerde de daha fazla gündemeye gelmeye başladı. Birleşmiş Milletler ise 8 Mart’ın Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak anılmasını, 16 Aralık 1977’de kabul etti.

Peki ya biz ne yaptık?

Osmanlı’da 8 Mart ilk kez 1921 yılında bir bağ evinde gerçekleştirilen anma ile kutlandı. Ancak bir sonraki kutlama 1975 yılında gerçekleşebildi.

Sonra 12 Eylül askeri darbesi ile Kadınlar Günü anmalarının tamamı 4 yıl boyunca yasaklandı.

Yasağın ardından kadınlar seslerini ve taleplerini duyurmak için tekrar sokağa çıktılar. 90’lı yıllara gelindiğinde ise, 8 Mart artık daha geniş bir katılımla anılmaya başlandı.

Bugüne gelecek olursak; 8 Mart ve öncesinde yapılacak kutlamalar, önce; hem İstanbul’da hem de çeşitli illerde OHAL ve güvenlik gerekçesiyle yasaklandı. Sonra İstanbul ve İzmir’e izin çıktı… Siirt Valisi “8 Mart’ı 5 Mart’ta kutlayamazsınız!” dedi…

Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün tarihçesi, her 8 Mart’ta bir yerlerde önünüze düşüyor olabilir. Benim de düşüyor. Ama okuyorum, okumaktan hiç sıkılmıyorum. Siz de okuyun. Böylesine emek ve mücadele ile kazanılmış bir günü unutmamak için, unuttuğumuz zamanlardan utanmak için. Mücadeleden vazgeçmemek, umutsuzluğa kapılmamak, hakkımız olanı almak için. Sokaklara çıkıp sesimizi duyurmak için!

Tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun! Sıfatsız, sade ve yalın: Sadece “kadın”.

Kaynaklar: Vikipedi, T24, Evrensel

Facebook Yorum

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Yeni Çıktı!