10 Çarpıcı Ve Çok Önemli Maddede Duygularımız Sağlığımızı Nasıl Etkiliyor

Nis 24, 2017

“
Duygu” sadece anlamlı bir kelime veya güzel bir isim değildir! Çünkü duygularımızın, aslında hayatımız üzerindeki etkisi sandığımızdan çok daha fazla. Duygularımız, düşünce sistemimizi ve yaşam stilimizi dolaylı olarak değil; doğrudan etkiliyor.

Geleneksel tıp, sağlığınızı; yaşam tarzınıza, genetik faktörlere ve enfeksiyona maruz kalma durumunuza bağlıyor. Ancak bu faktörlere ek olarak; bir de “duygusal durumunuzun” sağlığınızın üzerindeki etkisi var! Duygularınız kişisel huzurunuzu, kim olduğunuzu, iletişim becerilerinizi ve toplumdaki konumunuzu etkiliyor.
 Bu yüzden özellikle de olumsuz duygularla baş etmek, aslında bir insan için hayati derecede önemli. İçinizde tuttuğumuz bazı duygular, uzun vadede bizi felakete sürükleyebilir…

İşte ruhsal ve fiziksel sağlığınıza en çok zarar veren 10 duygu.

1. “Öfke insanı kör eder” cümlesi, aslında bilimsel bir temele dayanıyor.

“Öfke”, hayal kırıklığına uğratılma, üzüntü veya tehdit edilmiş hissine karşılık olarak ortaya çıkan yoğun bir his olarak tanımlanıyor. Ve doğru bir şekilde ifade edilmediğinde, sağlığınız için çok kötü sonuçlar doğurabiliyor. Öfke, özellikle akıl yürütme yeteneğinizi etkiliyor ve kardiyovasküler hastalık riskinde artışa neden olabiliyor. Ayrıca vücudun ‘kavga veya karşılık verme’ tepkisini arttırdığı için; adrenalin, noradrenalin ve kortizol gibi aşırı stres hormonlarının salgılanmasına yol açıyor. Bu da, beynin amigdala (duyguların yaşanması ile ilgili bir alan) bölgesinin aşırı tepki vermesine ve frontal loba (mantık yürütme alanı) daha fazla kan itmesine neden oluyor. Beyne basınçla gelen aşırı kan ise, düşünme sürecini olumsuz yönde etkiliyor. “Öfke insanı kör eder” cümlesi de, aslında tam olarak bu durumu açıklıyor.

2015 yılında Avrupa Kalp Dergisi’nde yayınlanan bir çalışma; kalp krizi riskinin, şiddetli öfke patlamalarından sonraki iki saat içinde 8.5 kat arttığını gösteriyor!


Bu yüzden öfke yönetimi için düzenli egzersiz yapmak, gevşeme tekniklerini öğrenmek ve hatta bir uzmanın yardımına başvurmak çok önemli.

2. Kronik “endişe”, birçok sağlık problemini beraberinde getiriyor.

Endişe, dalak sağlığını direkt olarak etkiliyor ve mideyi zayıflatıyor. Özellikle mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin işlevlerinde değişikliğe neden oluyor. Yani, çok fazla endişe hissettiğinizde; vücudunuza, üzülmesini veya güçsüz ​​tepkiler vermesini sağlayan kimyasallar iletilmesini sağlamış oluyorsunuz.

Case Western Reserve Üniversitesi’nden bir öğretim üyesi tarafından yapılan 2011 tarihli bir araştırma; endişeli kişinin, hayatına müdahale edilebilir bir hale geldiğini ve sosyal ilişkilerinde sağlığını tehlikeye atabilecek kadar müdahaleci, obsesif olabileceğini ortaya koydu!

Ayrıca aşırı endişe, zihninizin huzurunuzu bozarak, uykusuzluk sorunu yaşamanıza neden olabiliyor. Uyku bozukluğu ise sağlığınızı birçok yönden etkileyebiliyor.

3. Üzüntü ve keder önce akciğerlere; sonra da kalbe zarar verebiliyor.

Hayatınız boyunca yaşadığınız bir çok duygu arasında, “üzüntü” en uzun sürenidir. Ve akciğerleri zayıflatıp nefes darlığına neden olabilir. Keder ve üzüntüyle dolduğunuzda, nefesiniz akciğerlerinize kolayca akamaz; bu nedenle astım atakları ya da çeşitli bronşiyal rahatsızlıklar yaşayabilirsiniz.

Üzüntüye bağlı olarak ortaya çıkan 
depresyon ve melankoli ise, cilt sağlığınızı berbat eder; daha kolay kilo alma veya fazla kilo verme eğilimine neden olur.

Eğer üzgünseniz, kesinlikle gözyaşlarınızı tutmayın! Çünkü gözyaşlarınızın akmasına izin vermeniz, o duyguyu da serbest bırakmanız anlamına gelir. Gözyaşı üzerinde yapılan araştırmalar, duygusal nedenlerle akıtılan gözyaşlarının; aslında stres hormonları içerdiği gerçeğini ortaya koymuştur.

4. Hafif stres sağlığı olumlu yönde etkilerden, fazlası birçok sendromu tetikleyebiliyor.

Her insanın, strese verdiği tepki farklıdır. Hafif stres, sağlığınız için iyi olabilir ve daha iyi bir performans sergilemenizi sağlayabilir. Ama bu duygu aşırıya kaçtığında; yüksek tansiyon, astım, ülser ve çeşitli bağırsak sendromlarına yol açabilir.

Stres, aynı zamanda, kalp rahatsızlığının önde gelen tetikleyicilerindendir. Çünkü kan basıncında ve kolesterol düzeylerinde ciddi bir artışa neden olur. Sigara, fiziksel hareketsizlik ve aşırı yeme gibi sağlıksız alışkanlıklara ve davranışlara teşvik eder. Tüm bu faktörler, arter duvarlarına zarar verebilir ve bu da kalp problemlerine neden olabilir.

5. Yalnızlık, beynin stres hormonu salgılamasına neden oluyor.

İnsanın gözyaşı dökmesine ve melankolik birine dönüşmesine neden olan yalnızlık duygusu, zamanla ağır bir sağlık problemi haline gelebilir. Hatta ani öfke patlamaları kadar tehlikeli bile olabilir. Çünkü yalnız olduğunuzda, beyniniz kortizol gibi stres hormonları salgılamaya başlar ve bu da depresyona neden olabilir. Ayrıca bu durum, kan basıncı seviyenizi ve uyku kalitenizi de etkileyebilir.

Yaşlanma ve Sağlık Dergisi’nde yayınlanan 2012 tarihli bir araştırma, yalnızlığın özellikle yaşlı erişkinlerde, zihinsel sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabildiğini göstermiştir.

2016 tarihli bir başka çalışma ise, yalnızlığın acil olarak ele alınması gerektiğini; çünkü insan sağlığına doğrudan birçok etkisi olduğunu vurguluyor.

6. Korku, en fazla böbreklere zarar veriyor.


”Korku”, özgüven, moral, inanç ve mutluluğu pratik olarak yok edebilen bir duygudur. Ayrıca böbrekleri, adrenal bezleri ve bazen üreme sistemini de tüketecek noktaya getirebilir. Korku durumu, vücudunuzdaki enerji akışında bir düşüşe ve vücudun kendi kendini korumakta zorlamasına neden olur. Korktuğunuzda eliniz ve ayaklarınızın buz kesmesi de bununla ilgilidir.

Korktuğunuzda en çok etkilenen yer, böbreklerinizdir. Çünkü bu duygunun hissedilmesiyle birlikte, beyninizin böbrekleri kontrol eden kısmı yavaşlar. Bu durum, çocuklarda, endişe ve güvensizlikle de yakından ilişkili olan yatakta altına kaçırma olarak kendini gösterebilir.

7. Şaşırmak/ şok olmak, beynin yapısını bile değiştirebiliyor.


Şok, beklenmedik bir durumun yol açtığı travmanın bir ifadesidir. Ani bir şok, vücudun doğal dengesini bozarak aşırı huzur ve aşırı korkuya neden olabilir. Sinir sistemi bile, bu şok karşısında “tıkılı” kalır.

Şok, özellikle, böbrek ve kalp sağlığını olumsuz yönde etkiler. Vücuttaki travmatik reaksiyon, böbrek üstünde duran adrenal bezlerde aşırı adrenalin salgılanmasına neden olur. Bu da size çarpıntı, uykusuzluk, stres ve kaygı olarak geri döner.

Şok, genellikle beynin içinde oluşur ve beynin yapısını bile değiştirebilir. Frontal korteksin (duygusal beyin) ve hayatta kalma beyninin alanlarında değişikliklere neden olabilir. Duygusal travma veya şokun fiziksel sağlık üzerindeki etkileri; enerji eksikliği, soluk cilt, solunum zorluğu, hızlı kalp atışı, yeme ve uyku sorunları, cinsel işlev bozukluğu ve kronik ağrı olarak ortaya çıkabilir.

8. Sabırsızlık ve nefret gibi duygular, özellikle bağırsak ve kalp sağlığını etkiliyor.

Nefret ve sabırsızlık gibi duygular, bağırsaklarınızı ve kalp sağlığınızı etkileyerek göğüs ağrısı, hipertansiyon ve çarpıntılara neden olabiliyor.

Amerikan Tıp Birliği Dergisi’nde yayınlanan 2003 tarihli bir araştırma, hem sabırsızlığın hem de düşmanlığın, genç yetişkinlerde yüksek tansiyon riskini arttırdığını söylüyor. Davranışlar ne kadar yoğun olursa, risk de o kadar yüksek oluyor!

9. Kıskançlık, gözünüzün önünde gerçekleşen şeyleri bile kaçırmanıza neden oluyor.

Kıskançlık ve hayal kırıklığı gibi duygular doğrudan beyne; safra kesesi ve karaciğere etki ediyor. Ayrıca dikkatinizi diğer her şeyden uzaklaştırıyor. Bu da engelli düşünce ve görme kabiliyeti anlamına geldiği için, gözünüzün önünde olan şeyleri bile kaçırabiliyorsunuz.

Kıskançlık, kandaki adrenalin ve noradrenalinin aşırı üretilmesine neden olan stres, kaygı ve depresyon gibi semptomları tetikliyor. Kıskançlığın, safra kesesi üzerinde de oldukça olumsuz bir etkisi var. Vücutta aşırı miktarda hormon üretilmesi, karaciğerdeki kan durgunluğuna ve safra kesesinde dengesiz safra üretimine neden oluyor. Bu da zayıf bağışıklık; uykusuzluk ve sindirim bozuklukluklarının habercisi.

10. Kaygı, kalp sorununları tetikleyen faktörlerin en başında geliyor.

Kaygı, yaşamın bir parçasıdır. Ve akut kaygı, vücudunuzun ihtiyacınız olduğu yerde kalp hızınızı arttırabilir. Bu da sağlık için iyi bir şeydir. Ama eğer yaşamın bir parçası haline gelirse, fiziksel ve zihinsel sağlığınız üzerinde yıkıcı ve ciddi bir etkisi de olabilir. Kaygı ayrıca mide, dalak ve pankreasları etkiler ve böylece sindirim bozuklukları, kabızlık ve ülseratif kolit (bağırsak iltihabı) gibi sorunlara yol açar.


Journal of Psychosomatic Research Dergisinde 2000 yılında yayınlanan bir araştırma, olumsuz duyguların koroner kalp hastalığının gelişimini etkilediğini ortaya koymuştur. Çalışma, öfkenin bile kalpte ılımlı etkilere neden olduğunu; ancak anksiyetenin kalp sorunlarını tetiklediğini iddia etmiştir.

Yararlanılan Kaynak

Görsel Kaynak: WikiHow

Facebook Yorum

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Yeni Çıktı!