Tomris Uyar’ın Ağzından Aşık Olunabilecek Bir Erkekte Bulunması Gereken 20 Özellik

Mar 07, 2017

Türk Edebiyatının sahip olunamayan kadını Tomris Uyar‘ın “Yüzleşmeler” isimli kitabını bilen bilir… Ancak bilmeyen, o kitaptaki bu çok eğlenceli bölümden yüksek ihtimalle bihaberdir. Elbette aşık olunabilecek bir erkekte bulunması gereken özelliklerin sıralandığı bölümden bahsediyoruz…

Aralarında Tomris Uyar, Füsun Akatlı, Nimet Tuna, Edip Cansever ve Turgut Uyar gibi Türk edebiyatının en efsane isimlerinin yer aldığı bu bölüm, aslında bu edebiyatçıların oynadığı küçük bir oyundan aldıkları ilhamla ortaya çıkmış… Kitapta anlatılan haliyle konuyu özetlemek gerekirse:

“1980 başlarında bir yaz akşamı, Füsun Akatlı, Nimet Tuna ve Tomris Uyar, o dönemin gözde uğrağı Şadırvan’da buluşmuş, denizin tadını çıkarıyorlar. Konu bir ara aşka, sonra aşksızlığa, en sonunda da ‘aşık olunabilecek bir erkeğin özellikleri’ne geliyor ve bir oyuna dönüşüyor. Nesnel davranmakta kararlı olduklarından masalarına gelen Edip Cansever ve Turgut Uyar’ın da görüşlerini alıyorlar. (Sonraları Ferit Edgü, Mürşit Balabanlılar, Aydın Emeç gibi ‘güvenilir’ erkek dostlara da başvurulacak.)”

Sonra mı ne olmuş? Ortaya bu, hem güldüren hem de düşündüren “Aşık olunabilecek bir erkekte bulunması gereken özellikler” listesi çıkmış…

1. “Adam, Tokyo (o dönemin gözde terliği) giymeyecek…”

… Belki de böylelikle onun evde pijamayla dolaşmaması güvenceye alınıyor. Şort yasak değilmiş. Yatarken çorap giymesinmiş.

2. “Ama kes giyip jogginge çıkması, pazar günlerini doğa budalalığıyla geçirmesi -sizi de yürüyüşe zorluyorsa- yasak.”

3. “Pamuklu, keten, yün gibi doğal elyaf giyecek. Naylon ve parlak kumaşlar kesinlikle yasaktır.”

… (Ferit Edgü’nün önemli katkısı: Fanila giymeyebilir. Turgut Uyar’ınki: Ama don giysin.)

4. “Herkes adamın haftada en az bir kere yıkanmasına razıyken Ferit, her gün yıkanmasında diretiyor.”

5. “Kesinlikle uykucu biri olmasın ama uykusuzluğundan da yakınmasın. Uykusuz gecelerini paylaşılan bin şölene dönüştürebilsin.”

6. Alkolik olabilir de sarhoş olmasın.”

… (Ferit’in katkısı: Düşebilir ama çelme takmasın.)

7. “Uyuşturucu kullanmasına izin var mı? Mürşit’e göre; ikinci kişiliği gündeme gelmiyorsa kullanabilir.”

… Turgut’a göre, “Hem içki hem uyuşturucu olmaz!” galiba, izin pek yok.

8. “TV’de ‘Makul miktarda maç seyredebilir” ama yorum yapmadan, sessizce. Boks ve güreş sevmesin.”

… Turgut ‘buz patenini’ de eklemiş.

9. “Tatil günlerini eşya onarmakla geçirmesin. Elektrik sigortası attığında, musluğun contası yenileneceğinde hemen işe sıvanmasın.”

… Bir usta ayarlayacak kadar bilgili olsun (Ferit). Cereyana kapılmayacak ya da evi havuza çevirmeyecek kadar zeki olsun yeter (Turgut).

10. “Ya yüzmeyi ya dans etmeyi bilsin ya da herhangi bir sporu iyi yapsın.”

11. “Haftada en az bir kitap okusun. Mürşit: Red Kit ile Asteriks’ten haberli olsun. Turgut: Pardayyanlar ile Arsen Lüpen’den de.”

… Ferit: Şu altı yazardan birini iyice okumuş olsun; Kafka, Shakespeare, Balzac, Sait Faik, Sartre ve F. S. Fitzgerald ya da Hemingway ama İhtiyar Adam ve Deniz sayılmaz. Edip: Şiir de okusun.

12. “Bir saz çalıyorsa çalsın ama dostlar toplantısında konser vermesin. Aynı şekilde isterse mavi yolculuğa çıksın ama dönüşünde dia gösterileri düzenlemesin.”

13. “Esprisi ‘humor’a dayalı olsun. Fıkra anlatmayı, ‘lazın biri,’ diye başlamayı nükte sanmasın.”

… Turgut: Askerlik anılarını anlatmasın. Geçmişinden söz ederken, “Sene 1963…” diye girmesin söze. “1963’te filan. Ankara’dayken…” gibi başlasın.

14. “Takside arka koltukta otururken de hesabı ödeyebilsin. Lokantada bahşişi yüzde ondan fazla bırakmasın. Garsonlarla bu koşullarda dostluk kurabilsin.”

… Hesabı öderken cebinden tomarla para çıkarmasın. Diline dolamadığı sürece mali durumu önemsiz, yalnız arabası varsa, arabanın park yerine göre program düzenlemesin. Taksiye binebilsin. Çok istiyorsa yabancı sigara ve içki içebilir, tabii büyüklenmediği sürece. (O dönemde yabancı sigaralar kaçaktı.)

15. “Edip Cansever’e göre, armağan almayı da vermeyi de bilsin. Her hesabı kendi ödemeye kalkışmasın.”

16. “Yemek masasında viski vb. içmesin. Masaya gelen çerezlere saldırmasın.”

17. “Hayatında en fazla 6 kere doktora gitmiş olsun (ameliyat sayılmıyor). Antibiyotiklere düşkün olmasın.”

18. “İlk gördüğü insanlar hakkında acele ve değişmez yargılar verecek kadar gözü kara bir psikoloji uzmanı kesilmesin.”

19. “Politik görüşü sola yakın bir aydın olsun. Ama dahi yerine daahi demeyecek kadar düzgün olsun Türkçesi. Parti sloganlarıyla konuşmasın.”

20. “Omlet, makarna ve biftek dışında yemek pişirmeyi becersin. Kendine yetsin. Kısaca, kişiliğini öne sürmeyecek kadar kişilikli olsun ama belli etmediğini de belli etmesin.”

“Giyiminden, zevklerinden, davranışlarına, günlük diline kadar her özelliğine karıştığımız (dikkat ederseniz, erkeklerin baskısı daha ağır!), bir yalnızlığa ittiğimiz bu adamcağızın fiziksel özellikleri pek önemli değil anlaşılan. Cinsellik konusunda ondan beklenen, “programlı olmaması, kendini bir şeylere zorunlu hissetmemesi, heteroseksüel olsa da homoseksüellerle dostluk kurabilmesi”.

Kaç yaşında bu zavallı acaba?

Nimet’e göre: 30, Füsun’a göre: 45, bana göre: 30.

Ferit’e göre: İdeal olarak 25, Edip’e göre: 40, Turgut’a göre: 30-35, Mürşit’e göre: 35.

Son danışmanımız Aydın Emeç, ‘isteklerin oldukça ağır yine de mantıksız olmadığını’ belirttikten sonra bir kahkaha atmıştı: İyi ama bu adam zaten evlidir! Tutalım ki değil, kendini bunca eğitmek için bu toplumda nasıl hırpalandığını düşünürsek, sizin gibi vıdı vıdı kadınlar yerine güleç, uysal bir kadın seçmesi daha doğal değil mi?”

Facebook Yorum

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Yeni Çıktı!